23 Eylül 2016 Cuma

Can yakıcı.. Acıtıcı..

Sabah oldu.. Ve ben 10 yaşındaki oğluma çok sevdiği bir sınıf arkadaşının dün gece vefat ettiğini söylemek zorundayım.. Ne yapacağım, nasıl söyleyeceğim bilmiyorum. Sonra kendime kızıyorum, bu da dert mi diye... Allah kimseye evlat acısı göstermesin.. Güzel günlere uyanalım, evlatlarımızla, canlarımızla..

16 Nisan 2013 Salı

Her Türk Erkeğinin Görevi

Kuşum ödev yapıyor....

- Annneaaaaa....

- Efendiiimmmmm

- Bi gelir misiiinnn?

Anne anında olay yerinde biter tabii

- Anne, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı görevlerimiz nelerdir?

Anne derhal öğreten adam moduna geçiş yapar.

- Hımm...Yavrum başbakanımızı nasıl seçiyoruz?

- Oy veriyoruz

- Bu biiiiiirr.. Peki bu yollar, köprüler, barajlar nasıl yapılıyor?

- Paraylaaaa

- Hangi parayla?

- Bizim paramızla!!!

- O zaman biz ne yapıyoruz yani?

- Devlete para veriyoruz ??

- Peki, ona vergi denir, bu ikiiiiiii.... Peki her Türk erkeği 20 yaşına gelince ne yapmak zorundadır?

- İş bulmak zorundadır!

- Yani, evet tamam o da var ama başka ne olmak zorundadır erkekler?

- Sünnet olmak zorundadır.....

Öldük, bittik, altımıza yaptık gülmekten.....Kızım benim, sen çok yaşa e mi?

23 Ocak 2013 Çarşamba

Evimiz "bilim" e battı

Ben Fen Lisesi mezunuyum.

Bilimi severim

Arada saçmalasa da Bilim Teknik okur(d)um

Bilim kurgu filmleri, fiction romanları severim.

Ve fakat artık Arka Bahçede Bilim programını sevmiyorum.

Orada yapılan abuziddin deneylerin bizim evdeki yansımalarını sevmiyorum.

Kırmızı gıda boyası ile yapılan deneyleri ve de mutfağımdaki sonuçlarını sevmiyorum.

Sirkede 3 gün bekletilen çürümüş yumurtanın " ama televizyonda zıplıyooorduuu" nidalarıyla mutfağımın orta yerinde patlatılmasını sevmiyorum.

Sirkeli çürük yumurtayı yerlerden temizlemeyi sevmiyorum.

O kokuyu da sevmiyorum.

Cern'e bilimadamı yetiştiriyoruz sanki anasını satayım, olan bana oluyor.

Bakın şuraya yazıyorum, benim bu çaba ve fedakarlıklarım karşısında benim sıpalar Nobel Bilim Ödülü filan almalılar. Aşağısını kabul etmem ona göre.....

25 Eylül 2012 Salı

Kişisel Tarihime Not

Gülçin'in seyir defteri:

* 2 ay sonra işe başlarım demiştim, 14 ay oldu...iş bile aramıyorum

* Evde sıkılırım duramam demiştim, o ne kelime? ev hanımlığı meğer benim gizli gücümmüş...hele çocuklar okuldayken...

* Hele şükür yaz tatili geldi derken kendimi " hele şükür sonbahar geldi" derken buluverdim..yaşasın Eylül ayı serinliği...

* Kuşum 3. sınıfa başladı..kuzum 1. sınıfa...

* tam bir sosyal böcek olmuş durumdayım..meğer ben ne şirin bir kişilikmişim....

* Sabah kahvesi olayının büyüklüğünü idrak ettim...saygıyla eğiliyorum

* harika bir yaz tatili geçirdik...bir hafta tatil köyü pineklemesi, 1 hafta çocuklarla macera...ne macera ama..plansız, rezervasyonsuz yollara döküldük..nereyi beğenirsek orada kaldık..nerede canımız çektiyse oradan denize girdik...Ege ve Akdeniz kıyıları bizden soruldu...

* Ama bir türlü girip eskisi gibi yazamıyorum...bunun eminim çok derin bir psikolojik çözümlemesi vardır ama  almayayım...

hepinizi öptüm...yaşıyorum merak etmeyin...kendimi şımartmakla meşgulüm...