Okul Meseleleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okul Meseleleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Seçilemeyen Seçmeli Ders


Çocuklarımız küçükken, eh biz de bilinçli anne babayız ya, onların neye yetenekleri olduğunu keşfedelim, ufuklarını açalım istemiştik. Bu sebeple minnacık çocukları alıp bir müzik okuluna yazdırmıştık. 1 ay ya sürdü ya sürmedi. İpek hiç hoşlanmadı oradan. Ama biz bu arada bir dünya para verip müzik kitapları ve de org almış bulunduk. ( Bkz: http://neselihaller.blogspot.com/2010/11/eski-yazlarmdan-ipekin-orgu-24-ekim.html )

Derken gittiği kreşte piyano dersleri verilmeye başlandı. Ayy..yaşasın dedik, org bir işe yarayacak…Yaradı da..İpek kreşteki öğretmenini çok sevdi ve doğal bir sonuç olarak çok güzel piyano çalmayı öğrendi. Yiğit bile epey nota çıkarabiliyor. Ama genelde kafa ütülüyor..Yine de ellerimiz patlayana kadar onu da alkışlıyoruz.

Neyse efendim, türlü uğraşlardan sonra kızımız için bir ilkokul bulduğumuzda bize bir de seçmeli ders listesi verdiler. Oooooo…neler yoktu ki? Rusça, drama, keman, piyano, seramik, türlü spor dalları, dans falan filan..40 çeşit aktivite…Anam dedik, biz nereye geldik…hem de ücrete dahil…süper...

Bize İpek'in bir şeye yeteneği olup olmadığını sorduklarında, öğretmenine piyano çaldığını söylemiştik. Sanıyorduk ki kızımız çok sevdiği piyanoyu ilerletmek ister.

İstemedi…

O dramayı seçti. Metin zaten son derece demokratik bir baba, tabii ki dedi…. Hemen okulu aradım ve de seçmeli dersini değiştirip drama yaptırdım, çünkü kızım onu istemişti. Ve kızımın seçmeli dersini kendi seçmeye hakkı vardı. Okul koordinatörü öğretmen nasıl şaşırdı, nasıl bayıldı bu yaklaşımımıza anlatamam. Genelde anneler zorlarlarmış çocuklarını, çocuğun istediği değil kendi istedikleri ders seçilsin diye…Dikkatinizi çekiyorum, yönlendirme değil, zorlama söz konusu...

Niye?

Çünkü dostlar anneler de 2'ye ayrılır:

1- Çocuğuna saygı duyup seçim hakkı tanıyanlar = çocuğu mutlu olunca kendisi de mutlu olanlar = çocuğunu farklı bir birey olarak kabul edenler

2- Çocuğu multi fonksiyonel, herkesten üstün olsun isteyenler = kendisi mutlu olunca çocuğu da mutlu olur sananlar = çocuğu kendisinin içinde ukde kalan her bir şeyi yapsın isteyenler

Şimdi, kızım ilkokul 1. sınıftaki bir çocuk olarak, zaten sabah 08:30-akşam 16:00 arasında ders görürken, kendi özgür iradesiyle bir de Rusça dersi almak istemedi.
Hem de haftada 10 saat ingilizce dersinin üzerine…O kadar yüzme, futbol, basketbol, resim, müzik, dans dersleri dururken….Ha isteyen çocuk varsa, saygı duyuyorum, önünde eğiliyorum. Ben de isterdim çocuğum kendisi Rusça öğrenmek istesin, daha 6 yaşındayken 2 dil konuşabilsin...

Benim çocuğum dramayı seçti, bir piyeste rol alacak, sahneye çıkacak. Eğlenceli bir şey yani…Ben olsam ben de onu seçerdim. Zaten piyanist olacağı da yoktu…Varsın piyanoyu da ilerletmeyiversin, ne olmuş…Rusça'yı da isterse sonra öğrenir...Dersinden zevk alıyor ya…Ve unutmamak lazım ki o henüz 6 yaşında..hala istediği, zevk aldığı şeyleri yapabilmeyi seçebilecek yaşta…

İpek seneye okulda seçmeli ders olarak keman dersi almak istiyor. O detone gıııyyyyyy guuuyyyyyy sesleri şimdiden tüylerimi diken diken ediyor ama karşı koymayacağız…destekleyeceğiz…İstiyorsa onu da denesin…

Değil mi ama?

Çocuğa Ders Çalıştırmak...Ama Nasıl?

Ben başarılı bir öğrenciydim. Ortaokuldayken hep okul birincisiydim.Liseyi Fen Lisesinde okudum, üniversitede mühendislik okudum. Hep de başarılı bir iş hayatım oldu. Şimdi durduk yere niye kendi promosyonumu yapıyorum? Anlatayım efendim:

İyi bir öğrenciydim tamam ama ilkokul 3. sınıfa kadar rezalet bir öğrenciydim. Öğretmen olan annem bu duruma delirir, " kızım temizlikçi mi olacaksın sen benim başıma" diye oturup ağlardı kadıncağız. Öyle ki sınavdan 3 aldığım zaman eve sınav kağıdını sevinçten havalarda sallayarak, koşarak gelirdim.

"Bilmeeem..Kayboldu herhalde..."

Ben hep çocuklarımın sorumluluk sahibi olmalarıyla gurur duyarım…Dağıttıklarını toplarlar, döktüklerini temizlerler, küçülen kıyafetlerini kıyafeti olmayan çocuklara mutlulukla gönderirler filan….Hatta o yüzden okulun ilk günü öğretmeni " şimdi çocuklarınız sık sık kalemini, silgisini kaybedecek, bunlar olağan şeylerdir" diye biz taze velilere uyarıda bulunduğunda da hiç üstüme alınmadım. Benim kızım sorumluluklarını bilen, akıllı bir çocuk diye..

Yok kardeşim…benim kızım da tıpkı diğer çocuklar gibi yaşının ve çağın getirdiğini yaşayan bir çocukmuş. Da…

Okul Korkusu

 
Şimdilerde oğlum haydutyusun sürekli diline doladığı bir "okula gitmekten korkuyorum" hadisesi var. Kızımızda bunu hiç yaşamadık, o okula hiç şikayet etmeden giden bir çocuk.

Bu durum ilk başladığında eteklerim tutuştu, yüreğim acıdı. Ben çalışan bir anneyim ve oğlum sabah akşam okula gitmekten korktuğu için ağlıyor.  İnternette ne kadar doküman varsa okudum, haydutyusla konuşmaya çalıştık yetmedi okulun pedagogu ve öğretmenleri ile temasa geçtik. Bilinçli ebeveynleriz ya..Bir sorunumuz var ve didik didik ediyor yardım aranıyoruz.
Şimdi detayları anlatıp boğmayayım sizi...Uzun süren kök neden analizlerinden sonra durum anlaşıldı:

Dedem ördek aldı....

Kızımın, benim minik kuşumun okuma yazmayı 5,5 yaşında söktüğünü ve de sonrasında nasıl okul derdine düştüğümüzü daha önceki yazılarımdan biliyorsunuzdur.

Odur budur evde alışveriş listesi mi hazırlanacak, İpek atlıyor hemen, kendince öğrendiği harfleri sıralayarak başlıyor yazmaya…Ekmek, süt, potrakal, tereya, kabratma tosu şeklinde duyduğu kelimelerden algıladığı harflerle kargacık burgacık listeler hazırlıyor. Laf aramızda hoşuma da gidiyor onun bu okuma yazma hadisesinden keyif alması..