Unutmak İstemediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Unutmak İstemediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haftasonunun İçinden




Bu haftasonu 3 şeyin farkına vardım arkadaşlar:

1- Çocuklarım artık iyice büyüdüklerini hissettirmeye başladılar. Bize, anne ve babalarına, mühendis ve iş hayatında belli bir kariyeri olan biricik anne ve babalarına, gerizekalı muamelesi yapmaya başladılar. Bir sevgi kelebeği olmasam ( !!??###) alıcam ayağımın altına ama ben gerizekalı yerine konduğumu anlayana kadar onlar çoktaannn olay mahalini terkedip gidiyorlar.

Hayret...Vicdan Azabı Çekmiyorum...

Hastalıktan ölmüyorsam veya çok daha önemli başka bir işim yoksa işi kırmam. Çok isterim ama yapmam. Tam bir profesyonelimdir bu konuda.

Eskaza hastaysam, kafamı kaldıramayacak durumdaysam o zaman mecburen işe gidemem ki genelde böyle durumlarda geceyi hastanede geçirmişliklerim olur. Ama yine de o halde bile işe gidemediğim için kendi kendimi yerim. Elemanlarıma karşı, müdürüme karşı nedense bir eziklik hissederim. " Çok afedersiniz, geberiyordum neredeyse ama olsun, işe gelemediğim için çok pardon" havaları yerleşir bana...Salak mıyım neyim?

Şimdi de hastayım. Ama ölmüyorum, aslına bakarsanız gözüm mözüm açık. Ama sabah bir türlü kemiklerimi toparlayıp aklımı başıma devşirip de kalkıp servisi yakalayamadım. Ve sonra farkettim, ya ben aslında bugün evde dinlensem ne güzel olur dedim...Kalkmadım.

GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ KÖK NEDEN ANALİZİ


Dikkat!!
Kimin olduğunu bilmiyorum, internette dönüp duran eski bir yazı bu…Ama hoşuma gidiyor…Kelebek Etkisi'ni hatırlatıyor bana…Çocuklarımız ile ilgili, hayatta yaptıklarımız ile ilgili verdiğimiz ya da veremediğimiz kararlarda ne kadar hassas dengelerin söz konusu olabileceğini farkettiriyor aynı zamanda….
Ama düşün düşün nereye kadar tabii…Biraz da doğaçlama yapmak, içimizden geldiği gibi de davranabilmek lazım, değil mi?
Konu:
Uzay mekiğinin yakıt tankının genişliği niye 1.5 m. imiş ? :)ABD'nin uzaya gönderdiği uzay mekiğinin yakıt tanklarının genişliği 4 feet, 8.5 inçtir. (yaklaşık 1,5 m.) Uzay mühendisleri bu tankları genişletmek istemişler, ancak başaramamışlardır.ırlatma rampasına trenle gönderilmek zorundadır. Ve söz konusu tren yolu tünellerden geçmektedir.

Üçkağıtçı...

Allah'ım kime çekti bu çocuk bilmiyorum...Hayır ailede 72 çeşit insan mevcut çok şükür ama bu kadar üçkağıtçısı bulunmaz.

Evet evet Yiğit'ten bahsediyorum. İpek kuşum çok aklı başında ve ölçülü bir çocuktur. Yiğit ise giderek şeytan tüylü bir uyanık haline geliyor. İpek ileride bir profesör veya dünyaca ünlü bir yazar filan olabilir ama Yiğit'teki bu haytalık durumu beni endişelere gark ediyor dostlar.

Geçen gelmiş oyun yapıyor.

Nerede O Eski Oyuncaklar

Bahsetmiştim arkadaşlar, Cumartesi akşamı lisemin geleneksel mezunlar yılbaşı yemeği vardı. Yiğit gene bize son dakika ateş golü atınca mecburen onu evde babaannesiyle bırakıp İpek'i alıp gittik yemeğe…

Yemek çok güzel bir yerdeydi, tam boğaza nazır…İnanmazsınız ama en küçük mezun bendim. 34 yaşında hala bir mekanın en küçüğü olabilmek harika bir duyguydu. Ama şu da bir gerçek ki benim mezun olduğum sene doğanlar bu sene liseden mezun oldular…neyse ki onlardan gelen olmamıştı:-)

Unutmak İstemediklerim

Zaman öyle birşey ki asla unutmayacağımıza güvendiklerimizi ne olduğunu anlamadan bünyesinde eritiveriyor. Bize de olaylar değil de damağımızda bıraktıkları tat kalıyor.

Kuzum ile kuşum bebeklerken öyle anlar olurdu ki o anı içime işlediğimi, zihnime kazıdımı, asla unutmayacağımı düşünürdüm. Fakat her an bir önceki andan daha harika geçince şimdi bakıyorum da aklımda sadece ne muhteşem bebeklerim olduğu kalmış. 3. bir kişiye anlatacak olaylar birer birer silinmiş hafızamdan.

Pipi muhabbeti

Nedir bu erkeklerdeki pipi merakı kardeşim?

Hayır önceden " hep anaları yapıyor bunları böyle " derdim ama değilmiş arkadaşlar.

Eşim de ben de erkek çocuğu bulana kadar 9 kız doğurmayı göze alan zihniyette insanlardan değiliz başka manyaklıklarım vardır ama bu konuda sicilim temiz.

6 yaşında bir kızım ve 4,5 yaşında bir oğlum var Allah ömür versin. Ama özel olarak erkek olsun diye bir saplantımız hiç olmadı.  Eh, haliyle evimizde de erkek evlada özel muamele yapılmıyor. Ne kızımıza " sen kızsın, hanım davran" telkininde bulunuyoruz ne de diğer sıpaya ikide birde " aaa..oğlum, erkek adam ağlamaz, sus bakayım" garipliğinde cümleler kuruyoruz. Ağlar efendim, erkek adam da ağlar. Bizimki biraz fazla ağlıyor o ayrı.

Bu girişten sonra tahmin edersiniz ki Yiğit'in pipisine de özel bir ilgimiz olmadı. Öyle konu komşu gelince " hadi oğlum göster pipini amcalara" moduna geçmedik hiç.

Güzel...Aferin bize...Ama gelin görün ki sonuç değişmedi. Pipisine hayran olduğu bir dönem geçirdik yine de...

Yiğit: İpek ben senden büyüğüm
İpek: Hayır değilsin, ben senden önce doğdum
Yiğit: Büyüğüm işte, benim pipim seninkinden büyük.....

Yiğit: Anne pipimin altındakiler ne?
Ben: Çekiştirme oğlum, canın acıyacak
Yiğit: İyi de bunlar ne?
Ben: Testis
Yiğit: Hö?
Ben: Torba diyelim
Yiğit: Ne torbası? İçinde ne var?
Ben: Metiiinnnn, gel oğlunla erkek erkeğe konuş....

Yiğit: Babaaa..İpek'in pipisi büyüyünce mi çıkacak?
Metin: eeeee...öööö....yok oğlum, kızların pipisi olmaz
Yiğit: Anne, kızların pipisi olmaz mı?
Ben: Evet oğlum, olmaz, kızların memesi olur
Yiğit: Ama İpek'in memesi de yok

Bu arada ailede, yani sülalede kimin pipisi var kimin yok tek tek saydığımız zamanlar da oldu. Özellikle tuvalette kakasının gelmesini beklediğimiz bitmek tükenmek bilmez zamanlarda vakit geçirmek için...

Ha, bir de o kadar uğraşmamıza ve dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışmamıza rağmen oğlum 4 yaşına gelene kadar sadece erkeklerin pipisi olduğu gerçeğini kabul edemedi. Nedense İpek'in de pipisi olduğunu düşündü hep. Bunu yenmek için tuvalete beraber girmelerine, birinin klozete birinin lazımlığa oturmasına bile izin verdik ma ı-ıh...her şeyin bir zamanı varmış ve benim oğlumun bunu öğrenmesi için 4 yaşına gelmesi gerekiyormuş.

Bir gün karşı komşumuz kızı da bizde, oturma odasında oyun oynuyorlar. Biz de eşimle salonda oturup biraz televizyon seyrediyoruz.

Birden içeride bir gümbürtü koptu. Yiğit nasıl ok gibi fırlayıp salona ışınlandı bilemiyorum.

Yiğit: Annneeeee...koooşşş..İpek düştü

Ben bir yandan ayağa fırladım bir yandan da " Nereden düştü yavrum?" diye soruyorum çünkü oturma odasında düşecek bir yer yok.

Eşimle içeriye bir girdik ki İpek yerde ve bizim yüksek raflara çıkmak için kullandığımız metal ayaklı sandalye de yerde ters durumda.  Kuşum sessiz sessiz ağlıyor.

Biz tabii hemen kızımızın üzerine hücum ettik.

Ben: Kızım ne oldu, neren acıyor?
Eşim: Yavrum neren acıyor?
İpek: Burası acıyor

Deyip bacaklarının arasını gösterdi. Ben zaten kızım ağladığından dolayı iyice paniklemişim. Bir de bacaklarının arasını işaret edince kızım iyice koptum. Bir tarafına birşey oldu, metal bacaklar yaraladı filan zannettim. O panikle " hani neresi yavrum?" deyip indirdim eşofmanının altını, hasar tespiti yapıyorum.

Ben eşofmanını ve iç çamaşırını indirip de kızımın her bir yerini kamuya açınca Yiğit bir anda hiç olmadığı kadar paniğe kapılıp avaz avaz bağırmaya başladı:

" İpek'in pipisi düşmüş anne, anne İpek'in pipisi mi düşmüş????"

Eh, orada olması gereken malzeme yerinde yok ya....
Eşimle gülmekten altımıza kaçırmamaya mı çalışalım, ablasının pipisi düştü diye paniğe kapılmış oğlumuzu mu yatıştıralım, canı acıyan kızımızı mı avutalım yoksa tüm bu manzaraya şahit olmuş komşumuzun 4,5 yaşındaki kızını mı sakinleştirelim şaşırmıştık.

Ne diyelim, bu olay Y kromozomuyla doğuştan getirdikleri bir özellik herhalde...