Dövülesi Bey ve Yolunası Hanım


Ben yanlış zamanlarda yaşıyorum yanlış…

Eğer olaya romantik açıdan yaklaşacaksak ben kesinlikle 1960 ve öncesinde yaşamalıydım…O dönemin müzikleri, filmleri, kıyafetleri, şimdi bize komik gelen zerafeti, mutlu ev kadını, gürbüz çocuk sendromları filan bana acayip hoş ve yakın geliyor. Sanki yaşamadığım bir dönemi özlüyorum.
Bu konuda ben daha çoook yazar, Gene Kelly'ye Marilyn Monroe'ya, Fred Astaire'e, Nat King Cole'a, Muzaffer Tema'ya, Bedia Muvahhit'e, Mürüvvet Sim'e, Cahide Sonku'ya filan uzuun uzun methiyeler düzebilirim. Savaş sonrası dünyanın kendi dengelerini yeniden bulma çabası içinde oluşunun sıradan insanların yaşamlarına nasıl etki ettiği üzerine bir yığın ansiklopedik bilgi de verip sizi entellektüel kişiliğime hayran da bırakabilirim.

Ama yapmayacağım….

Şunu yapacağım: Ben aslında daha da eski devirlerde, taş devrinde filan yaşamalıydım diyeceğim çünkü bazen şu medeni olma hadisesini hiç sevmiyorum.

Karşımdaki insan beni inceden inceye tırmalarken, sinir sistemimi alt üst ederken medeniyet, karşılıklı saygı ve profesyonellik çerçevesinde " Evet, haklı olabilirsiniz Dövülesi Bey ama olaya bir de şu açıdan bakalım" derken aslında düşünce baloncuğumda " sen gelsene iki dakka benle dışarı" modunda olmak beni yoruyor.

Eğer taş devrinde olsaydık ben çoktaaan indirmiştim kafasına taş baltayı…

Medeni olacağız diye içimizden geldiği şekilde davranmaktan uzak olmak ne fena…

Durun atlamayın üstüme şimdi "şiddet şiddeti doğurur, bla bla bla…" diye…Biliyoruz herhalde…Şiddet kötü birşeydir…Ben de kimseyi özendirmiyorum, kimseye şiddet uygulamıyorum zaten.

Ama elinizi vicdanınıza koyun da bir söyleyin bana: Siz hiç ömrü hayatınızda sizi çileden çıkartan birisine şöööyle sağlam bir yumruk indirmek istemediniz mi? Zagor gibi, ÇTOOONNKKK diye ses çıkararaktan…

Mesela ben o yüzden aslında ortaçağ ve Yeniçağ Avrupa'sını bize göre çok daha medeni bulurum. İki adamın birbiriyle derdi mi var…Çıkarıp eldiveni çarparlar birbirlerinin suratına, böylece düelloya davet başlar…Ertesi sabah bir hakem ve bir gözlemci eşliğinde güneş doğarken alırlar silahlarını yüzyüze, karşılıklı başlarlar dövüşe, vuruşa…iyi olan kazanır…

Yalancı bir gülümseme yok, hainlik yok, pusuya düşürme yok…gayet yüzyüze bir şekilde paylaşırlar kozlarını…hastayım bu metoda işte…

Şimdi ben de gitsem Dövülesi Bey ile Yolunası Hanım'a eldiven fırlatsam sonra da dalsam ne güzel olurdu…Ama profesyonel ve medeniyiz ya…mecburen yüzümde en yalancı gülümsemem ile " sizi anlıyorum, ama gelin bir de konuyu şöyle ele alalım" filan diyorum…Çok iğrencim…

Daha da ikiyüzlü bir yaklaşımla çocuklarıma da sorunlarını dövüşerek değil üstün müzakere teknikleri kullanarak çözmelerini öğütlüyorum. İşte efendim, bir anlaşmazlık olduğunda dövüşmeyin, ikna edin, konuşun, karşınızdakini de anlamaya çalışın filan…..Sanırım çok da ikna ediciyim çünkü bir problem durumunda benim sıpalar " tamam, bak istersen şimdi önce şöyle yapalım sonra böyle yapalım"  filan diyorlar…

Ahhhhh ahhh..medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar….

12 yorum:

Taze Anne dedi ki...

Valla ne yalan soyleyim bencede konusma olayi bazi insanlarda ise yaramiyor. Hele en sinir, uyuz. deli oldugum, sen anlatirsin ya, sonra cumlen biter karsindaki senin dediginden bi haber baska bir sekilde, daha dogrusu kafasinda kurdugu seyle cevap verir. O anda, allah yaratti demeyeceksin. Indireceksin :)

Adsız dedi ki...

Gülcincim sana katiliyorum... bazen gercekten söyle okali bir osmanli tokati hak ededenler oluyor....
öptüm
sultan

Sitare dedi ki...

seni birileri fena kızdırmış.sakin ol dur hele.daha ev gireli kaç dk oldu da yazı döşeyiverdin,korkulur senden.
aslında çok haklısın.eski zamanlar ne ince ,ne insaniymiş.döversen döversin biter değil mi.ben şahsen ıcık bıcık kibarlıklara gelemem,iş hayatımda dahi kızarsam gürlerim o kadar.
hatta örnek misal kafamın tası attı müdür çağırmış,daha dikkatli ve fazla çalışmalısın,mesai yapmalısın sayıyor da sayıyor.benden önceki salak memur işi gün içinde yetiştiremeyen eve de geç gitmeyi huy edinen biriymiş.
neyse vardım müdürün yanına ,sıralıyor akıl küpüm.bakın dedim ben saatimi bilirim.benim adım hıdı elimden gelen budur nokta.adamın surat darmaduman.çıktım dışarı.bağırıyorum koridorlarda.gerizekalı mıyım ben.kimsiniz siz,kim olduğunuzu sanıyorsunuz vs.tüm gün oturdum balkonda.ederim ulan dedim bu işin içine.şef-amir ne varsa sakin ol çabasında.
akşama olunca rahatladım ohh be dedim.ben sinir küpü olacağıma onlar büzüşsün:)
olay bu şekerim.sen de yap desem bilmem ki seninki özel sektör bakmazlar gözünün yaşına.boşver uyma sen bana.az delilik var serde.
ayy çok uzun oldu.kaçtım byyy.

neselihaller dedi ki...

arkadaşlarım, beni anlamanıza çok sevindim, içim rahatladı...Uzun yazamıyorum, Sevgi'ciğim, evde değilim...workshop nedeniyle 3 günlüğüne şehir dışında bir oteldeyim...yoksa eve girer girmez nerede yazacağım ben :-))Öpüyorum hepinizi...

Sevgiler

İkiz Annesi dedi ki...

Canım benim seni çok kızdırmışlar sakin ol.Ah bazen benim de içimden geçmiyor değil atalarımız boşa dememiş "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir ,tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir"diye ama olmuyor işte.Sıkma canını arkadaşım derin nefes al hatta yaptığımı tavsiye ederim al bir yastık vur vurabildiğin kadar:)
Sevgiler..

neselihaller dedi ki...

İkiz Annesi, sorma canım benim hergün aynı şeylerle uğraşmaktan sinirlerim laçka oluyor. Hırsımı yastıktan çıkarmak da iyi bir çözüm aslında ama ben buraya içimi döküyorum, bir bakıyorum bir anda herkes derdime ortak olmuş, bir rahatlıyorum ki sorma...anlaşıldığımı hissedince bir hafifliyorum ki...Eksik olmayın..öpüyorum kocaman

dilek dedi ki...

"dayak cennetten çıkmadır" diye boşuna dememişler desem acaba kızarmısınız...??? ama gün içerisinde kaç defa karşmdakinin şöyle ağzını burnunu dağıtmak istiyorum anlatamam...ay ne kadar şiddet dolu bir yorum oldu...Yapılacak belli: içimizden geçenleri yapamayacağımıza göre şöyle deriiiiiiinnnnn bir nefes alıp , sabır diyoruz, SABIR....

Gulcin dedi ki...

Kesinlikle katiliyorum...
Aslinda sizin soylediginiz de dogru ama.... ile baslayan cumleler kurmaktan nefret ediyorum. hele alttan alip hakli olabilirsiniz dedigin ama aslinda konudan bihaber o karsimdaki insan bir havayla konusmaya devam etmiyor mu o zaman iyice bunaliyorum :)

Deli Anne dedi ki...

Sakin ol diyeceğim de işe yarayacak mı ki? en iyisi o dövülesi adam ile yolunasıkadın (bak ben bey ve hanım da demiyorum) tiplerini en tiksinç şekilde düşün ne bilim.. nasıl olsa balyoz indiremiyoruz kafalarına..

yalnız bişe dicem: biz yazıyoruz da bu blogları yarın bigün çocuklar okursa nolcek halimiz.. ben detaylandıractkım da birdne aklıma geldi bu düşünce ve sustum

neselihaller dedi ki...

Dilek'ciğim sabır çekiyoruz ya sabır...ama bazen var ya sabır taşı olsa çatlatırlar adamı....

Gülçin'im: sevgili adaşım bir de öyle tipler var evet...alttan alınca burnu Kaf dağlarına fırlayan...onun o burnunu alacaksınnn...neyse...

Deliş: Boşver be deliş, çocuklarımızdan mı saklayacağız kendimizi...Tanısınlar annelerini...Bizler onlara tapan, babalarına aşık, biraz deli, biraz kaçık kadınlarız işte...ne olmuş :-))

O.K.A.- MAVİ TUTKU dedi ki...

Çok güzeldi..ne kadar güzel anlatmışsınız bu kısır döngüyü. Ben bunu pek yapmıyorum aslında, yani elimden geldiğince insanına göre davranmaya çalışıyorum. Yani sadece düz kibar olmak hoşuma gitmiyor. Her kim neyi hak ediyorasa onu görmeli diye düşünüyorum..yanlışmıyım diye düşünüyorum bazen ama, dediğiniz gibi olmak gerçekten insanı yoruyor.

neselihaller dedi ki...

hoşgeldin Mavi Tutku...özel hayatımda hakedene göre davranırım ama iş ortamında davranış şeklini bbiraz da şirket kültürü ve bulunduğumuz pozisyon belirliyor. O yüzden genellikle iş ortamında rahat davranamıyorum...gene beklerim gelirsen sevinirim...