Ben ondan istiyorum

Sizde durum nedir bilmiyorum ama bizde Winx ve de Ben Ten hastalığı had safhada…Şimdiki çocuklar konuşmayı söker sökmez anne babadan sonra bu zat-ı muhteremlerin isimlerini sayıklamaya başlıyorlar.

Mesela kızım daha 3 yaşındayken yani hala yarım yarım konuştuğu dönemlerde, bir 29 Ekim'de  gazete Atatürk posteri vermişti. Ben de aldım - bilinçli ve Atatürkçü bir anneyim ya- kızıma anlatıyorum:


- bak kuşum bu Atatürk, ülkemizi düşmanlardan kurtardı, vatanımızı korudu, biz Atatürk'ü çok severiz…..
falan filan 10 dakika anlattım.
Dinledi dinledi ve umursamaz bir tavırla


- n'olmuş benim de Minx posteyim vay.


Oğlan ise Makungan, evet Makungan, Bakugan diyemiyor sıpa ama hayranlık nedir biliyor, ve Ben Ten hayranı... Ben Ten'li spor ayakkabımız, Bakugan'lı çoraplarımız ve Spiderman'li maskemizle pek şirin oluyoruz.... 


Bilmeyenler için not: Winx dediğimiz hadise 5 tane afili büyücü kızdan oluşan bir grup. Bu kızlarda etekler popolarının hemen altında bitiyor, hepsinin sevgilisi var, saçları acayip havalı, bacaklar sütun falan filan…Ve diğer kız çocukları gibi 6 yaşındaki kızım da bunlara hasta…Ben de bu duruma hastayım ama yapacak bir şey yok…Yapabildiğim tek şey filmi seyretmesini hissetirmeden sınırlamak, Winx'li kıyafet ve obje alımını biraz kısıtlamak…O da becerebildiğimiz kadarıyla…


Gelelim Ben Ten ve saz arkadaşlarına…O da erkek çocukların ikonu arkadaşlar. Bu Ben Ten de kolundaki saati çevirip bastırınca geçici bir süreliğine garip güçleri olan şekilsiz yaratıklara dönüşen bir çocuk. 4,5 yaşındaki oğlum da ona deliriyor. Eğer Ben Ten'li bir hediye getirirseniz has adamı olursunuz haberiniz olsun.


Biz de zaman zaman bu duruma takılıyoruz açıkçası. Çünkü eşim de ben de marka bağımlısı olarak yetişmedik ve çocuklarımızın da bu modelden olmasını istemiyoruz.


Belki bizim zamanımızda bu kadar marka yoktu ya da olanlar çok pahalıydı ondandır. Bizler annemizin diktiği, ördüğü şeyleri giyerek büyümüş bir nesiliz. Tamam şimdi iş güç sebebiyle oturup çocuklarıma birşey dikip örmem sözkonusu bile olamıyor ama prensip olarak çocuklarımızı marka saplantısından uzak tutmaya çalışıyoruz. Pekçok örneğe baktığımda bu konuda oldukça iyi biryerde olduğumuzu görüyorum. Ama o Winx ve Ben Ten yok mu?


Kıyafetlerde gene durumu kurtarabiliyoruz ama iş okul malzemeleri ve ayakkabıya gelince eller ilk önce bu ürünlere uzanıyor. Zaten başka türlüsünü bulmak da pek mümkün olamıyor. Barbie, Winx, Ben Ten, Bakugan, Sünger Bob ve Caillou..Bu arkadaşlar piyasayı ele geçirmiş durumda....


Marka bağımlılığı herhalde böyle başlıyor diye düşünüyorum. Aslında bir karaktere hayranlık duymaları bu yaşlarda çok normal, kabul ediyorum ama bu iş zaman zaman çığrından çıkıyor.


Mesela:


Kızıma geçen sene çok sağlam, güzel bir bot almıştık. Ama bağcıklı almışız. Anaokuluna giderken sorun olmuyordu. Evde biz giydiriyorduk, okulda öğretmenleri çıkarıyordu. Ama bu sene ilkokula başlayınca kendi kendine giyip çıkaramaz oldu. Bu durumda bize de yeni bir bot almanın yolu görünmüş oldu.


Bir Pazar günü, bayram sonrası İstanbul'a dönerken Kurtköy'deki büyük AVM'ne girdik. Hiç istisnasız tüm ayakkabıcıları dolaştık. Hepsine bir mazeret bulundu. Yok sıkıyor, yok acıtıyor, yok burası bilmem ne… Mesele anlaşılmıştır canlar: Winx'li bot istiyorum beennn


Hayır bizim kızımızın ayakları hafif içe doğru basıyor zaten. Öyle her ayakkabıyı gönül rahatlığıyla giydiremiyoruz. Tabanı bilmem ne olacak, ayak yastığı şöyle olacak, bilekten kavrayacak filan.


Gel de anlat…Ne kadar anlattıysak ikna edemedik hanımı. Bu arada İstanbul'daki bir sürü AVM'nin kapısını çaldık, hatta yeni açıldığı için hınca hınç dolu Torium'a bile gittik. Yok abi, hanımı ikna edemiyoruz. 6 saatlik ayakkabı operasyonundan elimiz boş döndük.


Ama yılmadık. Ertesi akşam, iş çıkışı, saat 8'den sonra tekrar yollara döküldük. Bakırköy'de bir ayakkabıcı bulduk. Ürünleri gayet güzel. Ama kızım nuh diyor peygamber demiyor. Artık kime çektiyse inadı :-))


En sonunda eşimle pes ettik.


" Tamam kızım, sana Winx'lisini de alacağız ama ayağına uygun bir tane de alacağız. Sen de okula bir gün biriyle bir gün diğeriyle gideceksin, tamam mı?"


Hah tamam, şimdi oldu. Ayakkabıcı da bize fiyatta bir güzellik yaptı, 2 çift botu 1 çift fiyatına yakın bir miktara çekti. Aldık 2 çift bot.


Hiiiç kınamayın bizi, mecbur kaldık ne yapalım. Varsa aranızda bu duruma direnebilen babayiğit çıksın karşıma...


Sevgiler

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Haytim sen yine iyi direnmissin, ben yelkenleri cokdan suya indirmistim :-)

Sultan

Adsız dedi ki...

Şimdi senin yazdıklarını okuyunca,aslında eğlenceli birgünmüş.Oysa ogün hiç öyle gelmemişti:)
Metin

neşeli haller dedi ki...

Hayır hiç eğlenceli değildi aslında, bakma sen, ben iyice psikopata bağladığım için şimdi anlatınca öyle geliyor. Yoksa bir ara o pabuçlardan birini Torium'un ortasına yemek üzereydim, hatırlasana....